Selam sex hikaye Hikaye okuyucuları. Adım Selma. Oldukça bakımlı, çevresi tarafından fark edilen, 26 yaşında, eşinden boşanmış bir kadınım. Özel bir şirkette satış temsilcisi olarak çalışıyorum, işim gereği devamlı yollardayım. Size başımdan geçen güzel bir anıyı anlatmak istiyorum.
Antalyanın yayla ilçelerinden birinden geçerken, aracın yağ lambası yandı. Hemen aracı müsait bir yere park ettim ve motor kapağını açtım. Motorun heryerinden yağ akıtıyordu. Oradan tesadüfen geçen bir kamyoncu durdu. Kamyoncu orta yaşlı bir adamdı, “Bir problem mi var?” diye sordu ve motora baktı. Filitrenin patlamış olduğunu söyledi ve tanıdığı bir Yağlamacı usta olduğunu, filitrenin onda bulunacağını ekledi ve telefon numarasını verip gitti. Hemen dediği ustayı aradım. Problemi ve bulunduğum yeri tarif ettim. Benim olduğum yere yakın olduğunu söyledi ve “Hemen geliyorum.” dedi. 10-15 dakika sonra, beyaz eski bir araba yanımda durdu. İçinden esmer, 1.80-1.85 boylarında, 30-32 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim, oldukça yakışıklı bir adam çıktı…
“Merhaba, geçmiş olsun!” dedikten sonra arabanın motoruna yöneldi. Baktı, “Nasıl oldu bu?” dedi. Ben de, lambanın yandığını, sağa çekip durduğumu anlattım. “Tamam, dükkana gidip yağ ve filtre getirmemiz gerekiyor. Buyurun gidelim.” dedi. Aslında arabayı o dağ başında bırakmak istemiyordum, ama ustadan çok etkilenmiştim, bindim arabasına. Arabası dıştan hurda birşeye benziyordu, ama içine binince hiçte öyle olmadığını anladım. Arabada aklıma ‘Kaymak Gibi Sikilen Amlar’ sitesinde okuduğum hikayeler geldi, kendi kendimi tahrik etmeye başlamıştım. Neyse, dükkanına gittik ve gerekli malzemeleri aldık ve tekrar arabanın yanına döndük. Filitreyi değiştirdi, yağ koydu ve arabayı çalıştırdı. “Tamam, yapıldı. Başka bir ihtiyacınız var mı?” dedi. Arabanın yapıldığına çok sevinmiştim, ama benim içimden farklı şeyler geçiyordu, “Evlimisin?” diye sordum. “Evet evliyim, niye sordunuz?” dedi. “Hiç, merak ettim sadece!” dedim. Bu sefer o bana, “Siz evlimisiniz?” diye sordu. Boşandığımı söyledim, gülümsedi. “Niye sırıttın öyle?” dedim.
“Sizin karnınız aç mı, ben acıktım, size bir balık ikram edebilirim, buraların Alabalığı meşhurdur…” dedi. Pek aç olmamama rağmen, “Evet açım.” dedim. “Hadi bırakın arabayı sizi götüreyim.” deyince, ben, “İyi ama evde karın beklemez mi seni?” diye sordum. O da, “Eşim geçen hafta Antalyaya annesinin yanına gitti, iki ay orda kalacak.” dedi. Bu cevap üzerine ben içimden (Tamam, birşeyler olacak!) dedim ve bindik arabasına. “Uzak mı gideceğimiz yer?” dedim. “Çok acıktınız galiba?” dedi. “Evet.” dedim. “Ben sizi doyuracağım, sabredin biraz!” dedi. Arabanın torpidosuna takıldı gözüm, hafif aralıydı. Kapağı açtım, bir şişe Viski duruyordu, altında CD’ler ve bir kutu Prezervatif vardı. Balıkçıya geldik, girişte Alabalık Çiftliği yazıyordu, ama küçük bir evden bozma bir yerdi, yanından dere geçiyordu. Hemen balıkları söyledik. Bu arada konuşuyorduk. Ben de bir yandan konuşup, bir yandan da kendimi nasıl siktirsem diye düşünüyordum…
Balıklarla salata geldi. Garson, “Birşeyler içermisiniz?” diye sordu. Ben Cola söyledim, O da bir duble Rakı söyledi. Bana, “Siz alkol almıyormusunuz?” diye sordu. Ben, “Hayır, şuan istemiyorum.” dedim. “Bir duble için, rahatlarsınız.” dedi. “Tamam, seni kırmayayım!” dedim ve ben de Rakı söyledim. Uzatmayayım, balıklarımızı yedik, Rakılarımızı içtik ve oradan çıktık. Bana, “Gel sana evimi gezdireyeyim!” dedi. “İyi, hadi bakalım…” dedim. Beni güzel bir eve götürdü. Kapıdan içeri girdik, içerisi de çok güzeldi. Odaların hepsini gezdik, en son yatak odası kalmıştı, bunu fark ettim. Bu arada sanki on yıllık arkadaş gibi davranıyorduk birbirimize. En son oda yatak odasıydı. Yatak odasına girdik. Makyaj masasının üstündeki aynaya bakıp saçlarımı düzeltirken, kulağımdan küpemin birtanesi yere düştü. Benden önce davranarak küpemi yerden aldı ve “İstersen ben takayım küpeni?” dedi.