Orta anadolunun bir ilinde, merkeze yakın bir köyünde yaşayan, 30 yaşında bir gencim. Gelenek ve göreneklerine çok bağlı, muhafazakar bir ailem var. Kadınlarımızın tümü kapalı, başörtülü ve türbanlıdır.
Bir yıl önce amcaoğlunun ani gelişen hastalığı onu bizden ayırdı. Amcaoğlu ölmeden önce babama ve amcama, “Karıma, çocuklarıma sahip çıkın!” diye istekte bulunmuştu. Amcaoğlunun son isteği buydu. Babam ve amcam onun bu son isteğini kesin olarak yerine getirmek istiyordu.
Bizim geleneklerde bir kadın genç yaşta dul kalırsa, hele de çocuklu bir kadınsa, aile içinden bir erkekle evlendirilir. Kadının gözünün dışarda olmaması, kadına başka erkeklerin musallat olmaması içindir bu. Aileyi ve çocukları korumak içindir bir de…
Sonuçta, onun dul kalan karısı ile evlenmem için ailem bana baskı yapmaya başladı. Ailemin bu kararına, ben sürekli olmaz desem de, sonunda babam evlenmezsem beni evlatlıktan ve mirasından reddedeceğini söyledi. Ben de mecburen kabul ettim. Oysa sevdiğim başka bir kız vardı ve bu yaşananlar sonucu beni terk etti.
Yengemle aramızda önce imam nikahı kıyılacaktı. Yengem iki kız çocuk annesi bir kadın. 39 yaşında, kara kalın kaşlı, hafif kilolu, orta boyludur. İki kızı var, 20 ve 16 yaşlarında.