Merhaba ben Songül, 42 yaşında bir kadınım. Arkadaşlarımın söylediğine göre yaşımdan daha genç gösteriyormuşum. Evliyim ve 18 yaşında bir tane oğlum var. Kocam Müteahhit, İstanbul’da bir iş aldığı için devamlı İstanbul’a gider. Yine İstanbul’a gittiği bir gün oğlum Murat’ı da yanında götürmüştü. Ben de dışarıda yağmur yağdığı için evde oturmuş Televizyon seyrediyordum, ki kapı çaldı. Komşu kadınlardan biri oturmaya gelmiştir diye, günlük kıyafetlerle, yani tayt ve tişörtle kapıyı açtım. Oğlumun arkadaşı Esat gelmişti. Muratı sordu. Ben de babasıyla İstanbul’a gittiğini söyledim. Esat, “Tüh yaa, buraya kadar boşuna geldim, keşke telefon etseydim önceden…” dedi. Dışarıda yağmur yağdığı için içeri çağırdım. Yağmurdan dolayı feci ıslanmıştı. “Esatçığım böyle ıslak ıslak hasta olursun, sana oğlumun giysilerinden vereyim, üzerini değiştir, ıslak elbislerini de çıkar ver bana, ben onları ütüyle kuruturum!” dedim, içeri aldım çocuğu.
Havluyla birlikte, oğlumun bir eşofman altını, bir tişörtünü ve bir de boxerını verdim. Bunları banyoda giyebileceğini, ben de bu arada bir Neskafe yapacağımı söyledim. Esat teşekkür ederek verdiklerimi alıp banyoya girdi, kapıyı kapattı. Ben de mutfağa gittim. Neskafesini yaptım, salona götürdüm sehpaya bıraktım, tekrar mutfağa giderken banyonun önünden geçiyordum ki, içerden kısık sesli inlemeler duydum. Merak ettim, ne oluyor diye. Eğilip anahtar deliğinden baktım ki, gördüklerime inanamadım. Esat kirli sepetinden benim külodumu almış kokluyor, diğer eliyle de kalkmış sikini sıvazlıyor, arada da, “Ohhh Songül abla!” diye inliyor. Şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı. Çırılçaplaktı, üstelik yarağı da keser sapı gibiydi. Ne yapacağımı bilmiyordum…
Sonunda kapıyı açıp, daldım içeriye, “Esat! Napıyorsun sen!” diye bağırdım. “Kızma Songül abla, çok güzel bir kadınsın, hergün seni düşünerek 31 çekiyorum, rüyalarıma giriyorsun valla!” dedi. Ben şaşkın şaşkın keser sapı gibi yarağına bakarken, bana sarılıp dudaklarımı öpmeye çalıştı, bir eli de götümde dolaşıyordu. Hemen dudaklarımı kaçırıp elini ittirdim ve “Sen neler söylüyorsun Esat? Sen benim oğlum yaşındasın!” dedim. “Biliyorum Songül abla, ama inan her gün seni düşünüyorum, seni çok arzuluyorum!” dedi ve bir elini belime dolayıp kendine çekerken, diğer elini de yine arkama atıp, götümü avuçlamaya başladı…
Aslında hoşuma gitmişti söyledikleri, demek ki bu yaşımda halen birilerini azdırabiliyordum. Kazık gibi yarağı da önden amımın olduğu bölgeye baskı yapıyordu, artık benim de içimde birşeyler kıpırdamaya başlamıştı. Boynumu öpmeye başladığında ise kendimi ona bırakmıştım. Esat tişörtümü çıkartırken, “Esatçığım, bundan kimseye bahsetmeyceksin, tamam mı?” dedim. “Delimisin Songül abla, bahsedermiyim hiç!” dedi. Ogün nasıl olsa biryere çıkmayacağım diye sütyen de takmamıştım, ki evde olduğum zamanlarda asla sütyen takmam. Tişörtümü çıkarınca fora olan göğüslerimi öpüp yalamaya, emmeye başladı. Aynı zamanda götümü okşuyordu. Heyecandan ve zevkten bacaklarımın titrediğini hisettim, ayakta zor duruyordum. İnleyerek, “Esatçığım, içeriye geçelim hadi!” dedim.
Salona geçerken bile eli rahat durmuyor, götümü avuçluyordu. Koltuğun yanına geldiğimze, altımdaki taytı gösterip, “Buna da ihtiyacımız yok, çıkaralım!” diyerek külotumla birlikte dizlerime kadar sıyırdı. Karşıma geçmiş, amıma bakarak yarrağını okşuyordu. Amımın kıllı olmasından utanmıştım doğrusu, epeydir ağda yapmamıştım. Ama Esat’ın, “Ohhh, hemde kıllıymış, bayılırım!” demesi üzerine rahatladım. Taytımı ve külotumu ayaklarımdan çıkarıp kenara attım. Beni koltuğa yatırıp amımı yalamaya başladı. Kocam bundan 4 sene önce, onu da kafası iyi iken yalamıştı amımı. Amımın yalanmasını nekadar da özlemişim! Esat bir süre amımı iştahlı iştahlı yaladı, fakat tam orgazm olmama ramak kalmışken ayağa kalkıp önüme dikildi. Ne istediğini anlamıştım, hemen yarrağını ağzıma aldım, yalamaya emmeye başladım. Kocamın yarrağı kadar uzun, fakat epey kalınca bir yarağı vardı, kafası da mantar gibiydi.