“Off, çok kalabalık aşkım, buna binmesek olmaz mı?” diye mırıldandım hoşnutsuzlukla… Durağa yaklaşan koca körüklü otobüs ağzına kadar doluydu ve durakta bekleyen bizler de bir hayli kalabalıktık. Kocam belimden tutup beni otobüsün kapısına doğru itmeye başlamıştı bile…
-“Aşkım, bunu da kaçırırsak yarım saat geç kalırım bankaya… Mutlaka binmemiz lazım… Hadi sık dişini onbeş dakika…” Kulağıma eğildi sonra, “Arkanda ben varım, merak etme…” dedi.
Başımı çevirip kocama baktım. Şeytanca, yarım bir gülümseme vardı dudaklarında… Elimde olmadan ben de güldüm.
Evlendikten sonra arabamızı alana kadar bir yıl boyunca otobüsle gidip gelmiştik işlerimize… Bir sürü otobüs hatırası biriktirmiştik o dönemde… Kalabalığın içinde bana dayanan kocamın boynumdaki nefesi… Arkamdaki sertliği… Yeni evli olmanın azgınlığıyla eve kadar zor dayanmalarımız…
İri memelerim, kalçalarım ve güzelliğimle dikkat çekiyordum hep… Sekreter olarak çalıştığım doktor muayenehanesinde işim gereği giydiğim mini etekler de tuzu biberi oluyordu.