Evlendikten sonra yaptırdığımız tüm testlerde kocam kısır çıktı. Kocamla cinsel yönden hiç bir sorunumuz yoktu. Çok uyumlu bir seks yaşantımız vardı. Ama, bir çocuk sahibi olma saplantımız giderek artıyor, bizi bayağı rahatsız ediyordu. Evlat edinmeye karar verdik. Deneyenler bilirler; bir sürü gerekli gereksiz formalite ve işlemler bir yana, bize, bizim istediğimiz seçtiğimiz bebeği değil de, kendilerinin bir şekilde bize münasip gördükleri yetişkince bir çocuğu önerdiler. Vazgeçtik. Nasıl yaparız, ne yaparız diye kocamla bayağı kafa yormaya başladık. Artık öyle bir noktaya geldik ki, neredeyse sokaktan geçen ilk erkeği çağırıp, gel beni dölle diyecektik.
Eşim, bir içki sofrası sonunda babasıyla (yani kayınbabamla) konuştu, dertleşti. Ben yanlarından uzaklaştım. Sonra eşimle konuştuk. Babası bunun gerçekten ciddi bir sorun olduğunu, aslında saplantımız olmasa hiç de dert olmadığını, bu saplantının bir şekilde giderilmesi gerektiğini söylemiş. Çözümü için de kesinlikle bir yabancıyla şununla bununla değil, sorunun aile içinde kalacak şekilde, dallanıp budaklanmadan halledilmesinin gerekliliğini v.s. vurgulamış. Eşim, bunun nasıl olacağını sorunca da, kayınbabam, “Bir sürü yöntemler var, bunlardan biri de tüp bebek mesela…” demiş ve eklemiş, “Eğer uygun bulursanız, ben yarın bir hastaneye gidip, bir sperm testi yaptırayım. Sonuca göre spermi ben verir, gelinim de bir güzel karnında büyütür. Hem çocuğum, hem torunum olmuş olur.” demiş.
Gerçekten de kayınbabam ertesi günü testi yaptırıyor, çok da olumlu çıkıyor. Ama asıl sorun da bundan sonra başlıyor. Biz kendimizi herhalde Amerika’da Avrupa’da yaşıyor sandık ki, havalandık. Ama, çabuk yere indik. Bugün git yarın gel’lerden kurtulmak için, gereken para miktarını öğrenince de bu düşten de vazgeçtik. Ama, bir şekilde ben ve eşim kayınbabamın spermlerini kabullenmiş de olduğumuzdan, birbirimizden habersiz bu işlemi tüp’de değil de, gerçeğinden yapmak için düşünmeye başlamışız. Bir sevişme sonrası kocam bana, “Ne dersin, babamla bu işi bitirsek mi?” diye ağzımı yoklamaya girdi. Ben de, “Uzun zamandır bunu düşünüyorum, ama sana ve kayınbabama nasıl derim, ne yaparız bilemiyorum…” dedim. Kocam, “Sen merak etme, ben gelecek hafta beş on günlüğüne birkaç yere gitmek zorundayım, yokum. Gitmeden babamla konuşurum, bu işi bitirelim. Ben olmayınca sen daha rahat olursun.” dedi.
Nasıl heyecanlandım bir anda anlatamam. Kalbim duracakmış gibi çarpmaya başladı. Nutkum tutuldu. Uzun süre kendime gelemedim. “Tamam.” diyebildim sonunda. Kocam gitti. Kayınvalidemi de kayınbabam, uzun zamandır istediği Turla 15 günlük bir geziye gönderdi.
Bende de gene bir heyecan bir heyecan. Kayınbabam anlayışlı bir adam, akşam beni büyük bir otelde yapılan harika bir eğlentiye götürdü. Farkında olmadan iki kadeh viskiyi götürmüşüm. Dans müziği başladığında kendimi kayınbabamın kollarında, pistte buldum. Omzum kayınbabamın başında, kollarım boynunda, neredeyse olduğumuz yerde rakkas gibi sallanmaya başladık. Viskiyi saymıyorum, ortamın sıcaklığını da, kayınbabamın kokusu beni fena halde tahrik etti. Başımı ve ağzımı boynuna daha bir gömdüm. Kayınbabam da elleri belim ve kalçama yakın yerde beni kendisine yapıştırdı. Az sonra, “Odamıza çıkalım mı güzel gelinim? Bu otelde odamız hazır.” diye sordu. “Tamam baba…” diyebildim.