Bundan 3 yıl önceydi, 21 yaşındaydım ve Üniversite 2. sınıftaydım. Babam iyice rahatsızlanmaya başlamıştı, zaten hastalığından dolayı çalışamaz raporu almıştı ve devlet ona maaş bağlamıştı. Fakat verdikleri maaş ancak ilaç parasını karşılıyordu. Annemin de aldığı maaş ancak evin ihtiyaçlarına yetiyordu.
Ben çalışmak istediğimi söylüyordum, fakat annem de, babam da izin vermiyordu. (Sen okulunu bitir, bir işe gir, başka şeylerle uğraşma!) diye öğüt veriyorlardı sürekli bana. Ocak ayında babamın iyice rahatsızlanmasından sonra doktor kontrollerine iyice sık gitmeye başladık, doktorun verdiği ilaçlar da iyice fazlalaşmaya başladı. Önceki ilaçları bile ucu ucuna karşılarken, bunları almaya gücümüz yetmiyordu. Ben ise kara kara düşünüyordum, bu derslerime de yansımıştı. Derslere ruh gibi girip çıkıyordum, yerimde dersi dinliyor ve sonra da sessiz sedasız çıkıp eve geliyordum.
Ocak ayının ortalarında bir Cuma günüydü, Ankara’ya kar yağmaya başlamıştı. Okuldan çıktığımda kar şiddetli bir şekilde yağıyordu. Ben düşünceli bir şekilde durağa doğru gittim, fakat tam otobüse binecekken cebimde paramın kalmadığı aklıma geldi. (Yürümek varmış!) diyerek yola koyuldum, bir yandan da durumumuzu düşünüyordum. Bu arada yoldaki buzlanmadan dolayı beyaz bir Jeep hakimiyetini kaybetti ve kaldırıma çıktı. Araç, frene basıldığı halde kayarak üzerime doğru geliyordu. Heykel gibi dikilip kalmıştım öylece. Son anda aracın bana çarpacağının farkına varıp kaçamaya çalıştıysam da, aracın tamponu sağ bacağıma hafifçe çarptı.
Bu çarpmanın etkisiyle yere düşmemle toparlanıp kalkmam bir oldu. Bu arada Jeep birkaç metre ileride anca durabildi ve içinden bir kadın indi. Telaşla yanıma gelip, “Çok pardon ya, arabanın hakimiyetini kaybetttim. Bir şeyiniz yok ya?” dedi. “Yok birşeyim, iyiyim!” dedim. Üzerime yapışan karları temizleyip yoluma devam edecekken, kadın kolumdan tutarak, “Hadi binin arabaya, bacağınızı bir doktora gösterelim!” dedi. “Gerek yok hanımefendi, gerçekten iyim!” dedim. Fakat kadın koluma yapışmış, bırakmamakta ısrar ediyordu. En sonunda, “İyi, tamam!” dedim ve arabasına bindim. Lüks bir arabaydı, baştan aşağıya son model şeylerle döşenmişti içi de.
Kadın arabayı sürerken, “Ben Jale.” dedi. “Ben de Mehmet, memnun oldum.” dedim. Özel bir hastaneye götürüyordu beni, orda bir doktor arkadaşının olduğunu söyledi. Jale hanım ile sohbet etmeye başladık. Hastaneye varana kadar kadının neredeyse herşeyini öğrendim. 32 yaşındaydı. Babasının şirket sahibi olduğunu söyledi. Zengin kesimdendi yani. Hiç evlenmediğini söyledi. Bu detaya neden girdi anlamamıştım gerçi de. Hastaneye geldiğimizde direkt 2. kata çıktık. Bir odanın önüne geldik, Jale hanım kapıyı çalıp içeriye girdi.