Selam ben Mete. Lise son sınıfta okurken benim matematiğim süperdi. Son sınıflar YGS deneme sınavı yapıyorken ben girme ihtiyacı hissetmezdim, o derece yani. Sıra arkadaşım Zeynep isminde bir kızdı. Birlikte en arka sırada oturuyorduk. Bazen elinden tutup benimkini ellettiriyordum, gülüyor ama o kendininkini ellettirmiyordu. Ben hep şeytanlık düşünüyordum, meğer kız beni seviyormuş. Birgün büyük tenefüste sınıfa girdiğimde, sınıfta Zeynepten başka kimse yoktu. Zeynep de sıraya domalmış, bir şey hesaplıyordu. Onun o duruşuna dayanamadım poposunu elledim ve bana tokat attı. Moralim bozulmuştu, çıktım gittim. Tam bir hafta Zeyneple konuşmadım. Dönem sonuna gelmiştik, matematik son sınavdı. Zeynebin de sözel dersleri süper, fakat matematiği berbat. Matematik hocası da barut mübarek, kimseye acımıyor. Tabi bu benim dolaylı olarak işime yaradı…
Matematik sınavına iki gün kala Zeynep peşimden koşmaya başladı, “Neden konuşmuyorsun benimle? Lütfen konuş benimle!” diye. Neyse, biz yeniden konuşmaya başladık. Benden matematik sınavında kopya istedi, “Yoksa Takdirname alamıyorum!” dedi. Ben de, “Bir şartla, arkadan bir kere verirsen sınavda kopya veririm! Hatta senin sorularını da ben yaparım!” deyince, bana, “Salak! Manyak! Konuşma birdaha benle!” gibi laflar edip yanımdan ayrıldı. Aradan iki gün geçti ve sınava gireceğiz. Yanıma geldi ve “Tamam kabul, istediğin o şeyi yapacam, söz! Takdirname için bu sınavdan mutlaka yüksek not almam lazım, ne olur kopya ver!” diye yalvarmaya başladı. “Ya sınavdan sonra sözünde durmaz ve arkadan vermezsen?” dedim. “Valla verecem, söz!” dedi. Anlaştık ve sınav başladı. Sorular hep çok iyi bildiğim şeylerdi, köklü ifadeler, üslü sayılar, poblemler, çarpanlara ayırma ve saire. Her neyse onunkileri de yaptım ve sınavdan çıktım. Zeynebi ekliyorum…
O da benden 5 dakika sonra çıktı ve sevinçle yanıma geldi, boynuma sarılarak, “Oldu bu iş, hadi nereye gideceksek gidelimde ben de sözümü yerine getireyim!” dedi. Annem babam çalıştığı için bizim ev boştu, “Bizim eve gidelim!” dedim. “Tamam!” dedi ve eve gittik.
Eve girerken kızcağız korkudan ve heyecandan yavru bir kuş gibi titriyordu. İçeri girip te kapıyı kapatır kapatmaz hemen koridorda Zeynepin arkasına geçip sarıldım ve poposuna kerkinmeye başladım. Üzerimizde elbiselerimiz olduğu halde Zeynep zevk alıyordu. Benim yarak kazık gibi olmuştu. Sonra Zeynebin ensesini, boynunu ve kulağını öpüp yalamaya başladım. Daha sonra benim odama geçtik. Zeynebin dudaklarına yumuldum ve deli gibi öpüşmeye başladık. Bu arada gömleğinin düğmelerini tek tek açıyordum. Gömleğini çıkarıp sütyeninden de kurtardıktan sonra o limon büyüklüğünde memelerini öpüp yalamaya ve emmeye başladığımda kız resmen kendinden geçmiş bir şekilde inliyordu. Elimi eteğinin altına sokup amına attım. Altında külotluçorabı ve külodu olduğu halde amının sıcaklığını ve yumuşaklığını hissedebiliyordum. Amını biraz okşayınca külotluçorabının ağ kısmı ıslanmaya başladı…
Aklımda hep o sınıfta sıraya domalmış hali vardı, Zeynebi çalışma masama sınıftaki gibi domalttım. Arkasından eteğini kaldırdım ve külotluçorabını ve tanga külodunu indirdim. Yüzümü yaklaştırdığımda pamuk gibi götü ve küçücük amı mis gibi kokuyordu. Bir süre amını ve götünü kokladım sonra da öpüp yaladım. Dilimi aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya kaydırarak, amını da götünü de yalıyordum. Götünün deliğine dilimi soktuğumda götünü iyice arkaya veriyordu. Bu arada benim yarak pantolonumun içinde zonkluyor ve biran önce o daracık göte girmek için sabırsızlanıyordu. Hemen pantolonumu Boxerimle birlikte çıkardım. Yarağımın başını tükürüğümle ıslattıktan sonra götünün deliğine de bolca tükürdüm ve yarağımın başını göt deliğine yanaştırdım. Yavaş yavaş sokmaya çalışıyordum, fakat girmiyordu ve Zeynep, “Aşkım acıyor! Ne olur dur!” diyordu sürekli…