Adım Gül. 40 yaşındayım. Şehre yakın bir beldede oturuyorum. Kocamla aramızda bir hayli yaş farkı var, 58 yaşında. Üniversitede okuyan bir kızım var. Bu yüzden beş yıldır çalışıyorum. Kocamın kendine hayrı yok, aldığı parayı içkiye, at yarışına yatırır.
Bizim burada evler bahçe içinde, genelde iki kat ve bir de çekme katlıdır. Çalıştığım şirkette Selçuk adında yeni bir teknisyen işe başladı. Ev arıyordu. Yan komşumun çatı katını Selçuk’a önerdim. Hemen kiraladı ve artık işe sabah akşam beraber gidip geliyorduk. Selçuk 32 yaşında, boylu poslu, yakışıklı bir delikanlı…
Selçuk ile komşu olalı üç ay geçmişti. Yaz aylarındaydık. Bir akşam işten çıktık, minibüs tıka basa geldi, zor bindik. Selçuk arkamda, kapı zor kapandı. En nefret ettiğim olay… Sardalya konservesi gibi tıkış tepiş yolculuk yapıyorduk. Arkamda duran Selçuk, kalabalık nedeniyle zorunluluktan resmen kalçama yapışmıştı.
Az bir zaman geçti ki, kalçalarımın arasında yavaş yavaş bir sertlik hissetmeye başladım. Bir an tedirgin oldum, ancak ne diyeyim adama, araba tıkış tıkış… Delikanlı adam… Kucağında benim kalçalarımı, sıcaklığını hissedince ister istemez aleti sertleşmiş olmalı…
Önce aldırış etmedim. Ancak ince kumaşlı eteğimden sertliği o kadar çok hissediliyordu ki… Kalçamı öne çekeyim dedim, ama olmuyordu, önümde yer yoktu. Bir müddet sonra minibüs dura kalka, gaz fren yapa yapa yolculuğumuz ilerledikçe, kendimin bile inanamadığım bir şey oldu.