Mehmet beyle bütçemizin çok üstünde sosyetik bir barda tanışmıştık. Karım ve ben o gece barın özel bir parti için kapalı olduğunu öğrenince üzülmüş, kapıdaki adamı ikna edip girmeye çalışıyorduk. Yanımızda beliren iyi giyimli, orta yaşlı bir adam görevliye,
“Onlar benimle beraberler…” deyince, adamın elindeki listeye bile bakmadan yana çekildi.
Birlikte içeri giriverdik. Çok sevinmiştik. İltimaslı bir durumda olmak da çok hoşumuza gitmişti. Gül’le bir birimize bakıp gülüyorduk.
Karım Gül varlıklı bir ortamda, oldukça şımarık büyümüştü. Dört yıl önce babasının iflasından sonraki hayatına hala alışamamıştı. O zengin rahat hayatı doğal hakkı olarak görüyordu. Ben de Gül’ün hak ettiği hayatı yaşamasını istiyordum. Onun için buraya girmiş olmak bizi özellikle mutlu etmişti. Kalabalığın çok seçkin olduğu belliydi. Gülümseyerek elimizi uzattık,
“Ben Kerem” dedim. Karım da,