Eşimle evlendiğimizde baldızım Gülay 19 yaşında, minyon, çıtı pıtı, göğüsleri ve kalçası varla yok arası, tam benim bayıldığım gibi kızdı. Nişanlılık döneminde ablasıyla bize çok yardımcı olmuştu.
Kayınvalideler evden çıkarken yanımıza baldızı vermeden dışarı göndermiyorlardı. Biz iki azgın nişanlı da Gülay’ı sinemaya bir yerlere bırakıp, arkadaşımın evine gidiyorduk. Bir iki saat al takke ver külah, eşimle bayram yapıyorduk. İşimiz bitince baldızı bıraktığımız yerden alıp iki kızı evlerine bırakıyordum.
Anlayacağınız evlenmeden önce eşimle işi bitirmiştik. Ama bir aksilik çıkarmasın diye bunu Gülay’dan gizliyorduk. O sadece öpüşüp koklaştığımızı falan sanıyordu, çünkü ablası ona öyle anlatıyordu.
İnsanoğlunun tabiatından olsa gerek, ben de baldızına ilgi duyan birçok enişte gibi, baldızıma ilgi duyuyor ve arzuluyordum. Bana göre gerçekten baldız baldan tatlıydı. Esmer, çıtı pıtı bir şeydi. Hele ergenlikten sonra yuvarlak hatları iyice meydana çıkmış, nefis bir afet olmuştu.
Genç kız haliyle, fingirdek, civelek bir şey ablası gibi, mini mini etekler, bluzlar giyiyor, erkekleri kendine baktırmayı seviyordu. Elbette o erkeklerin arasında ben de vardım.