Askerliğimi yapıp İzmir’de çalışmaya başladığımda iyi bir işin, iyi bir gelirin yanı sıra özgürlüğümü de kazandım. Aile baskısından, çevre ne der çekincelerinden kurtulmuş, en azından dört duvar arasında dilediğim gibi hareket edebildiğim kendime ait bir evim olmuştu.
Artık annemin ve ablamın giysilerini, çamaşırlarını çalıp onlardan gizli külotlu çoraplarını, ablamın tanga külotlarını giymek zorunda değildim. Bir çok kadından daha gösterişli ve yuvarlak popomu, kılsız tüysüz düzgün vücudumu başka erkeklere sergilemek için evde yalnız kalmayı beklemek zorunda değildim.
Her gece benim bayramımdı. Erkek kimliğimden kurtuluyordum işten gelir gelmez… Alev adını verdiğim şuh, seksi bir kadın oluyordum. İlk maaşımdan itibaren almaya başladığım seksi iç çamaşırları, jartiyer çorapları, mini etekler, parlak taytlar gardrobumda erkek giysilerimden daha fazla yer kaplar olmuştu. Makyaj malzemeleri, bir sarı, bir gece siyahı uzun saçlı peruk da maaşımı harcadığım gider kalemleri arasındaydı.
İnternette sitelerde dolaşıyor, kendimi Alev olarak tanıtıp erkeklere kamera açıyor, onları en şuh hallerimle tahrik etmeye bayılıyordum. Önceleri korkarak, çekinerek başladığım bu macerada tanımadığım erkeklerce beğenilmek gururumu okşuyor, gün geçtikçe kendime güvenim artıyordu. Makyajlı peruklu kadınsı giysilerime ilave güvenlik tedbirleri alıyor, tanınmamak için yüzümü tamamen göstermemeye çabalıyordum.
Alev Alev, resim №2
Sonunda tanışıp güvendiğim bir kaç arkadaş da edindim. Çetin bunların başında geliyordu. Yakışıklı, biraz maço tavırlı, düzgün bir erkekti. Epey uzun bir zaman birbirimizi tanımakla, güven sağlamakla geçti. Sonunda bir akşam Alsancak’taki barlardan birinde buluşmaya karar verdik. Tanıştık, sohbet ettik, birbirimizi tanımaya çalıştık.